Anasayfa İletişim ihtiyaçlarınızın tümünü tek kaynaktan sağlama konforunu yaşayın
  
  

Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Bekir ERDOĞAN'ın Star Gazetesine Vermiş Olduğu Röportaj

15 Kasım 2011 Salı - Star Gazetesi

Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Bekir ERDOĞAN'ın Star Gazetesine Vermiş Olduğu Röportaj

Türkiye’nin ilk telefon santrali üreticisi olan Tesan, üreticilerin elektronik konusundaki eksiklerini tamamlıyor. Avrupa’ya telefon satmayı hedefleyen firma ilk adım olarak Uzakdoğu’yu fethetmeye hazırlanıyor.

BEKİR Erdoğan... Bebekken bir paket içinde yaptığı tren yolculuğunun ardından İstanbul’la tanıştı. Santral memuru babası, telefonlara ilgi duymasının nedeni oldu. Askerliğini yaparken biriktirdiği parayla kurduğu şirketinde telekomünikasyon sektörüne hizmet veren önemli firmalar arasına girdi. Bir hanın küçük odasında faaliyetlerine başlayan Tesan, bugün 90 milyon dolar ciro hedefiyle dünyaya Türk teknolojisini satmak üzere çalışıyor. Tesan Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Erdoğan “Zamanın en büyük kurumlarından biri olan Et Balık Kurumu’nun santralinde telefonla tanıştım. Kadranlı, çok detaylı, sesli çalışan bu sistem çocukluk hafızıma kazındı. Mimar oldum ama telekomünikasyon ağır bastı. İlk elektronik telefon santrali imalatı, elektronik zil sistemi, telefon üretimi derken cep telefonları girdi hayatımıza. O günden sonra telefon santrali ve ofislerin haberleşmeleriyle ilgili altyapı kurulumu için malzeme tedariği ile cep telefonu distribütörlüğünü bir arada götürmeye karar verdik. Bundan sonraki hedef ise Tesan ve Ttec markasıyla dünyanın sayılı markaları arasına girmek” dedi. Teknoloji ihraç etmek üzere kolları sıvayan Erdoğan ile hikayesini ve hedeflerini konuştuk:

Telekomünikasyon sektörünün en önemli üretici ve ihracatçıları arasındasınız. Önce hikayenizi anlatır mısınız?

Telekomünikasyona olan merakım babadan kalma. İki ağabeyimi beraber çalışmak konusunda ikna ederek işi kurdum. Bağlarbaşı’nda küçük bir dükkanda şirketlerin telefon santrallerinin bakımını yapmakla işe başladık. O sırada bir mühendis arkadaşın tasarladığı ‘telefona gelen sesi yükselten cihaz’ı imal ettik. 1976 yıllarından söz ediyorum. O zaman ahizeyi kaldırdığınızda dakikalarca çevir sesi beklerdiniz, telefon ses yükseltici Türkiye’de yoktu. Bu ürün, telefonun kulaklık devresine bağlanıyor ve karşıdan gelen sesi dışarıya veriyordu. Siz de telefonu saatlerce kulağınızda tutmuyordunuz. Onda çok iyi bir satış yakaladık. Faturalar da çok yüksek geliyordu. Telefonların üzerin örtülerin örtüldüğü telefon kumbaralarının kullanıldığı yıllardı. İlk telefon santralini yapan firmalardan olduk. 

Tesan macerası nasıl başladı peki?

Ankara’da askerlik görevimi yaparken ‘Altın Rehber’den Ankara’daki telefoncuların numaralarını buldum. Aradığım her telefoncudan randevu aldım. Hafta sonları ve mesai bitimi dükkan sahipleriyle tek tek görüşmeler yaptım. Bir yıllık askerliğim boyunca bir müşteri kitlesi oluşturdum. Ben telefon ediyordum, abilerim ürünü gönderiyordu, tahsilatı yine ben yapıyordum. Askerde çok ciddi satış yaptım, hala aynı müşteri kitlesiyle çalışmaya devam ediyorum. Askerde biriktirdiğim sermaye ile 1983 yılında Karaköy Bankalar Caddesi’nde çıkmaz bir sokaktaki hanın üçüncü katında küçük bir odada telefon yedek parçaları satmaya başlamıştık. Telefon satışından bir birim para kazanmak yerine, telefonu parçalayarak bir telefondan beş birim para kazanma yolunu seçmiştik. İşte o şirketin adı Tesan olmuştu.

Telekomünikasyonun çok bilinmediği dönemlerde bir pazar yarattınız. O günden bugüne neler yaptınız?

Türkiye’yi ilk defa melodi çalan kapı zilleri ile tanıştırdık. Bununla ilgili entegre devrelerini Uzakdoğu’dan getirdik. Bu strateji de başarıyla sonuçlandı. Ardından Türkiye’ye ilk tuşlu telefonu getirten, ilk tuşlu telefon imalatını gerçekleştiren, ilk elektronik telefon santrali imalatını, çıngıraklı zillerin yerine kullanılan elektronik zil sistemini ilk yapan da biz olduk. Kumbaralı telefon çok önemliydi bir dönem, onun yerine geçecek elektronik kilit sistemini uyguladık. 1987 yılında telefon imal eden bir şirket daha kurduk. Masa telefonu üretim kapasitesiyle hala pazarda faaliyet gösteriyor. Cep telefonu işine girmemiz Türkiye’ye cep telefonunun ilk giriş yılları. Herkes cep telefonu işine girmekten çekinirken biz bu işin geleceğini gördük ve cep telefonu işine girdik. Ayda 500 adet cep telefonu sattık, o zamanlar çok önemli bir rakamdı. O günden sonra telefon santrali ve ofislerin haberleşmeleriyle ilgili altyapı kurulumu için malzeme tedariği ile cep telefonu distribütörlüğünü beraber götürme kararı aldık. Ve tabi yedek parçalarının temini işi de var. Bu arada ortaklığımız olan üretim şirketimiz BMS’de telefon sayaçları ağırlıklı olmak üzere kontrol devreleri, otomatik devreler, hareketli billboard’lar var işlerimiz arasında. Kısacası üreticilerin elektronik eksiklerini karşılıyoruz.

Ekonomik krizleri nasıl geçirdiniz?

2011 yılı 2010 yılında iyi geçti. Sektör ortalamasının üzerinde bir ciro artışımız oldu. 2008’de ciddi sıkıntı yaşadık ancak 2009’da iyi gelişme gösterdik. Ciro olarak baktığımızda 80 milyon liradan 120 milyon liraya çıkan bir artıştan söz edebilirim. Bundan sonrası için de 200 milyon liralık hedefler konuşuyoruz. Buraya gelmemizde kendi markalı ürünlerimize ağırlık vermemizin faydası çok oldu. Bundan 5 yıl önce Tesan marka ürünlere ağırlık vermiştik, bu dağıtıcı markasıydı ve ürün markası yaratmalıydık. Ttec markasını oluşturduk. Binin üzerinde ürünle tanınan bir markayız artık. Son yıllardaki gelişmemizde işte bunun ciddi faydası oldu.

Bundan sonraki hedef ve projelerinize ilişkin neler söylersiniz?

Ülke politikası doğrultusunda biz de da ihracata odaklandık. Azerbaycan, Türk Cumhuriyetleri’ne ihracatlarımız var. Kıbrıs’a ürün gönderiyoruz. Ama ihracatta ciddi rakamlara ulaşmak için ofis açacağız Hong Kong’da. Dünyaya oradan açılacağız. Çin’de ya da Hong Kong’da olmanız şart. Teknoloji ihracatında Türk firması olmak alıcıya güven vermez, o yüzden Hong Kong firması olmamız gerekiyor. İnsanlar Uzakdoğu markası dururken Türkiye’den elektronik ürün almak istemez. Uluslararası fuarlara da bakıyoruz, markalara da hiçbiri üretici değil. Ya çok az üretimi var ya da ürettiriyor. Tüm markaların durumu aynı.

Hong Kong ofisinin ardından odaklanacağınız hedef ülkeler hangileri?

Markalaşma ya da ihracat konusunda önümüzde engel yok. Finans sıkıntısı olmadığı ve organizasyon iyi yapıldığı sürece önümüzde engel yok. En kolay ihracat yapacağımız bölge Ortadoğu ve Türk Cumhuriyetleri görünüyor. Partnerlar bularak gireceğimiz en kolay pazarlar. Ama asıl hedef Avrupa. Katma değer oradan daha fazla. Öte yandan bundan sonraki aşamada kurumsallaşmak var. Bu konuyla ilgili çalışmaları tamamladık. İkinci aşamada ise sıra Tesan’ı halka açmak var. Tesan’a ortak almak gibi bir düşüncemiz de olabilir.

Otomobil gibi yerli ‘cep’ üretmek istiyoruz

TÜRKİYE’DE  üretici olmak neredeyse imkansız hale geldi. Hele telekomünikasyon sektöründe. Biz de telefonlarımızı Çin ve Tayvan’da yaptırıyoruz. Tüm Avrupa ülkeleri Çin, Hindistan ve Kore’de üretim yaptırıyor. Türkiye’deki girdi maliyetlerinin yüksekliği bizim uluslararası platformdaki rekabet şansımızı ortadan kaldırıyor. Üretim üssü haline gelmiş olan ülkelerin bizim gibi girdi maliyetleri yüksek olan ülkelere göre ciddi üstünlükleri var. Bu üstünlük, teknoloji yatırımları ve üretimdeki girdilerinde de kendini gösteriyor. Çok iyi bir altyapı kurmuş durumda bu ülkeler. 70’li yıllarda, transistör, entegre yapan bir ülkeydi Türkiye. Önemli üretici firmalarımız vardı. Bunları koruma başarısı gösterebilseydik, üretim durumumuz çok farklı olurdu. Oralarda ciddi üretim bantları robotlar var. Devlet üretimi destekliyor ancak maliyetler elimizi kolumuzu bağlıyor. Yerli otomobil üretimi konuşuluyor artık. Hatta Başbakan “Neden üretemeyeceğimizi değil, nasıl üretirizi konuşun” bile dedi. Türkiye’de 16 milyon telefon satılıyor bizim sektör de ‘neden yerli üretim yapmayalım’ı konuşuyor. Telekomünikasyon Kurumu sektör yetkililerini topluyor. Önemli üreticiler de bu toplantılara katılıyor. Hatta deneme üretimi yapan firmalarımız oldu. Ama olmadı, devamı gelmedi.

Kurulduğumuzda sadece telefon santrali ürettik şimdi açık ara lideriz

AĞIRLIKLA aksesuar olmak üzere toplam 3 bin 500 ürünün dağıtımını yapıyoruz. Ttec markasıyla bine yakın ürün çeşidimiz bulunuyor. Ttec markasıyla kablosuz ev telefonu, dect telefon, MP3 çalar, bilgisayar aksesuarı gibi ürünlerimiz var. Bunların çoğunun yurt dışında 32 fabrikada ürettiriyoruz. Tesan’ı ilk kurduğumuzda Türkiye’de Telekom santrali üretiyorduk. Ancak üretim yapmanın şartları çok ağır olduğundan, devamı gelmedi. Son yıllarda Turkcell’in dağıtım ağının aksesuarını biz sağlıyoruz. Sagem, Jabra, Samsung, Casio, Energizer gibi markaların bazı ürünlerinin dağıtıcısıyız. Toplamda 50’ye yakın önemli markaya hizmet veriyoruz. En son Panasonic’in dect telefonlarının dağıtımını da aldık. 81 ilde 15 bini aşkın satış noktasına ulaşmış durumdayız. Cep telefonları aksesuarları pazarında açık ara lideriz. 

Volkswagen almak yerine paramı yurt dışı eğitimine harcamam dönüm noktam

ÖĞRENCİLİK dönemlerimde otomobil almak için para biriktiriyordum. Volkswagen alacaktım ama bir yandan doktoramı yürütürken yabancı dilimi geliştirmem gerektiği gerçeyi ortaya çıktı. Karşımda iki seçenek vardı. Biriktirdiğim parayla ya İngiltere’ye gidip dilimi ilerletecektim ya da hayalini kurduğum otomobili alacaktım. Sonunda mantık ağır bastı ve eğitimde karar kıldım. İngiltere’de 2.5 aylık bir dil kursuna gittim. Eğer yanlış karar alsaydım Tesan, bugün bulunduğu yerde olmazdı. Çünkü işi geliştirmek, dış ticaret yapabilmek için dil şarttı ve ben bunu sağlamıştım. Aldığım kararın ne kadar önemli olduğunu sonradan daha iyi anladım. Bu, gençlere verilebilecek iyi bir mesaj olabilir. Bugün fırsatlar daha fazla ama rekabet de çok katı. 

Ürgüp’ten İstanbul’a bir paketin içinde gelince adım ‘Paket Bekir’ kaldı

ÜRGÜPLÜYÜZ, ben doğduğumda babam İstanbul’da çalışıyormuş. Bizi de aldı yanına. Kayseri’den trenle Ankara’ya geldik. Oradan da İstanbul’a... Bir yakınımız karşılamış bizi garda. Yükler indirilirken yakınımıza annem bir paket veriyor, o da o pakedi alıp yere koyuyor. Sonra bir bakıyor bu paket hareket ediyor kendi kendine, işte o pakedin içinde ben vardım. Böyle oldu büyük şehire göçmem. O günden sonra lakabım Paket Bekir kaldı. Sonra İstanbul’a geldik. Her yaz rençberlik zamanıydı bizim için. Düzenli olarak okullar tatil olunca çalışmaya giderdik. İstanbul’da Beşiktaş’ta otururduk. Hareketli ve çevreye ilgili bir çocuktum ben hep. Mahallelinin ufak tefek işlerini yapardım, beni bakkala gönderir evdeki eksiklerini aldırırlardı. Ben çalışkan bir çocuktum. İlkokuldan üniversiteyi bitirinceye kadar hep iyi bir öğrenci oldum.

http://www.stargazete.com/roportaj/yazar/fulya-erdem/telefonla-santralde-tanisip-ithalatin-yes-tusuna-basti-haber-388412.htm
 
Bekir ERDOĞAN'ın Star Gazetesi Röportajı
Bekir ERDOĞAN'ın Star Gazetesi Röportajı
 
 Tesan'dan Haberler
 Güncel Haberler
 Basında Tesan
 Basın Bültenleri
Nereden Satın Alabilirim
Müşteri Geri Bildirim
   
   
Batarya Bankası
 
Anasayfa  | Tesan Hakkında | Bireysel Ürünler | Kurumsal Ürünler | Markalar | Destek | Güncel / Basın | İK | İletişim | Tesanburada
Copyright © 2009 Tesan İletişim A.Ş. Tel: 0212 454 60 00 En iyi Internet Explorer 7.0+ ve 1024x768 çözünürlükte görüntülenir.